Turizme Yön Verenlerle Yakın Gelecek Söyleşileri (1)
Turizm sektörünün önde gelen yöneticileriyle kamuoyunun, turizm çalışanlarının, turizme hizmet veren işletmelerin ve turizm esnafının en merak ettiği soruları sorduk. İlk söyleşimizi, Antalya ve Maldivler’de turizm yatırımları bulunan Alibey Hotels & Resorts’un Turizm grup direktörü Hakan Öztürk’le gerçekleştirdik.
-Kovid-19 pandemisinin en çok etkilediği sektörlerden biri turizm. Bakanlığın ve sektörün aldığı hijyen önlemlerine ve yeni düzenlemelere rağmen, henüz dünya üzerinde seyahat serbestliği sağlanamamış durumda. Havacılık sektörünün ve turizm acentelerinin de bu krizden etkilendiğini düşünerek, turizmin yakın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Öncelikle içinden geçtiğimiz sürecin, insanlar üzerinde hem ekonomik hem psikolojik, toplumlar üzerindeyse sosyolojik ve ekonomik etkileri oluyor. İnsanlar üzerinde izole yaşam algısının güçlenmesi, bu dönemin en önemli sonuçları arasında görünüyor. Bu etkilerin turizme yansıması da bu doğrultuda olacaktır. Daha izole ve diğer insanlarla olabildiğince az etkileşimli tatil anlayışı kısa vadede güçlenecektir. Fakat bu etki, salgın hastalığın etkisini azaltmasıyla birlikte ortadan kaybolacaktır, diye düşünüyorum.
Salgın sonucu oluşan ekonomik hasarın, bütün turizm paydaşlarını daha fazla ve daha uzun etkileyeceği anlaşılıyor. Havayolu taşımacılığına yerleşecek bazı standartların ulaşım maliyetlerini, dolayısıyla tatil maliyetlerini artıracağı görünüyor. Konaklama tesisleri ve tur operatörleri tarafında oluşan mali sıkıntılar, sektörde bazı kırılmalara ve el değiştirmelere sebep olabilir. Konaklama tesisleri cephesinden bakıldığında, nicelikten ziyade nitelikli hizmet, daha az fakat daha getirisi yüksek müşteri hedefini daha güçlü sahiplenmek gerekecek. Uzun vadede bu dönüşümü doğru gerçekleştirebilen tesislerin kazançlı çıkacağı, bu dönemin sonuçları olarak görünüyor.
Salgın sonrası dönemde, “müşteri başına düşen yeşil alan”, “müşteri başına düşen plaj alanı”, “müşteri başına güneşlenme alanı” ve “müşteri başına havuz alanı” kavramlarının turizm literatüründe önemli kriterlere dönüşmesi de gerekiyor. Bu kriterler tesislerin sınıflandırma kriterleri arasına da gelecekte girmeli.

-Avrupa’nın ve Rusya’nın virüsten etkilenme derecelerini düşünürsek, turistlerin psikolojik olarak ülkemize tatile gelmeye hazır olabileceğini düşünüyor musunuz?
Tatil ihtiyacı artık insanlar için olmazsa olmaz ihtiyaçlar arasına girmiş durumda. Bu ihtiyacın önemi, özellikle salgın dönemindeki karantina süresinde ön plana çıktı. Salgının etkisinin azalmasına bağlı olarak, insanlar öncelik sırasına göre ertelemiş oldukları ihtiyaçlarını tekrar karşılamaya başlayacaklar. Tatile çıkma ihtiyacı da bu öncelik listesinde üst sıralarda yer alıyor. Zira, bu süreçte insanları psikolojik olarak zorlayan en önemli konu, özgürlüklerinin kısıtlanması ve tatil özgürlüğün tekrar kazanılması olarak algılanacak. Tabii ki herkesin tatil kararı vermesi hemen olmayacak ama uzun yıllara yayılan bir normalleşme süreci de olmayacak. Türkiye’nin salgın performansı ve alınmış olan güven arttırıcı tedbirler, normalleşmenin yıllar değil fakat aylar içinde gerçekleşmesini sağlayacak.
Söyleşi: Tanju Aşanel Düzeltme: Deniz Vural