NEDEN OKUNMALI? Fransa, Ocak 2020 sonunda Avrupa’daki ilk Korona vakasını bildirdi. 23 Şubat’ta Kuzey İtalya’nın büyük bir bölümünde kısıtlamalar başladı. Avrupalı yorumcular, kimi hayal kırıklığıyla kimi umutla bir yılın bilançosunu çıkarıyor.

Okuma süresi: 4 dakika

Avrupa: Koronanın Bir Yıllık Bilançosu

Fransa, Ocak 2020 sonunda Avrupa’daki ilk Korona vakasını bildirdi. 23 Şubat’ta Kuzey İtalya’nın büyük bir bölümünde kısıtlamalar başladı. Avrupalı yorumcular, kimi hayal kırıklığıyla kimi umutla bir yılın bilançosunu çıkarıyor.

Kolumuz Kanadımız Kırıldı

İtalya’da yaşayan yazar Ilja Leonhard Pfeijffer De Standaard’taki hüzünlü yazısında, elimizden uçup giden yaşam sevincini anlatıyor:

“Hayatın anlamı, hayatta kalabilmek oldu artık. Ama renksiz bir hayat, hayat değildir. (…) Gerçekten değerli ne varsa, hijyenik değil. Dolu bir salonda şarkı söylemek, basık tavanlı, tıklım tıklım bir kulüpte dans etmek, tanımadığın insanları öpmek, kolunda kahkaha atan bir kadınla dolaşmak, bir meyhanede dostlarla beraber kendini sohbete kaptırmak, dolu bir sinema salonunda gizlice ağlamak, bir tiyatro oyunundan etkilenmek ve sonra fuayede şarkı söyleyenlerin coşkusuyla konuşmadan durmamak… (…) İşte tüm bunlar hayatımıza anlam katan şeyler olmalıydı. Uçmayı ne kadar sevdiğimizi anlamamız için önce kanatlarımızın kesilmesi gerekti.”

Yenilgi Ortada

Die Presse’ye göre, siyaset dünyası sadece tepki vermekten kurtulamadı:

“İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasetçi kuşağı daha önce hiç bu kadar kapsamlı kararlar vermek zorunda kalmamıştı. Dünyada İsveç dışında bütün hükümetler benzer kapanma stratejileri (…) uyguladı, ciddi alternatif çözümlere kimse cesaret edemedi. (…) Bir yılın sonunda çıkardığımız acı ders, bu görünürdeki alternatifsizliğin, kişisel sorumluluk ve mantıklı davranmak konusunda toplumda yaşanan bariz bir yenilgi olduğudur. Ama salgının ikinci, hatta belki üçüncü yılı da olacak. (…) Muhtemelen en önemli eleştiri şu: Artan ya da azalan vaka sayıları konusunda tepkisel kararlar verildi, uzun vadeli yaklaşım arada kaynadı.”

Portekiz: Ortada Ekonomik İflasa Uygun Bir Yanıt Yok

Jornal de Notícias’a göre, bir yıllık salgının ardından Portekiz’in hâlâ bunun sonuçlarına karşı ciddi bir planı yok:

“Pandeminin üçüncü dalgasının ortasında, hükümetin sağlık yönetimi belirsizliğini sürdürüyor; hayatta kalmak için yaşamsal öneme haiz sektörlerin iflasına karşı hâlâ ciddi bir ekonomik plan yok ortada. (…) Turizmden, tekstil, ayakkabı ve şarap ihracatına kadar durum aynı. (…) Turizme bakalım: Son beş yılda ekonomiyi canlandıran ve GSYİH açısından çok önemli bir sektör turizm. GSYİH’nın nasıl düze çıkarılacağı da belirsiz. (…) Portekiz’in güney bölgesi Algarve’de çalışanlara yardım edilmiyor, bazıları hayatta kalabilmek için yiyecek dilenmek zorunda.”

Test Yaptırma Olanağı Hala Sınırlı

Eesti Päevaleht bütün Estonya’da test merkezi eksikliğini eleştiriyor:

“Çok acı bir örnek verecek olursak: Tallinn yakınlarındaki Maardu şehri Estonya’nın korona başkenti oldu. Ama tek test merkezi şehirden on kilometre uzakta, yani özel aracı olmayanlar test yaptırmaya otobüsle gitmek zorunda.

Bu koşullarda virüsün yayılmasına şaşırmamak gerek. (…) Pandeminin başlamasından bir yıl sonra, ikinci dalganın tam ortasında, şehirlerde vakaların yüksek olduğu bölgelerde ya da kasabalarda geçici test merkezlerinin açılmasını, korona şüphesi taşıyanların buralara toplu taşıma kullanmadan gelmesini istemek abartılı bir talep değil herhalde. Bu türden esneklikler Korona politikasının en doğal parçası olmalı.”

Asya’daki Vahşi Hayvan Pazarları Kapatılmalı

DSÖ’nün incelemesi sonunda, korona virüsün Wuhan’da bir hayvan pazarından yayıldığı şüphesinin kesinleşmediğini dile getiren Danimarka’dan Politiken, yine de benzer hayvan pazarlarının artık yasaklanmasını istiyor: “Kovid-19 milyonlarca insanın hayatına mal oldu ve dünyayı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük krize sürükledi. Salgının tekrarlamasını riske edemeyiz. Asya’daki hayvan pazarları salgın öncesinde de kuşku uyandırmışsa şayet, hepsinin saatli birer bomba olduğu çok açık. Egzotik hayvanların satıldığı ve kesildiği açık hayvan pazarları sadece pitoresk olmakla kalmayıp bir taraftan da hayatı tehdit ediyor. Doğada birbirlerine neredeyse hiç temas etmeyen hayvanların sıkış tıkış bir arada olması, kötü hastalıkların bir türden diğerine geçmesi için elverişli bir ortam yaratıyor.”


Derleme: Tanju Aşanel Düzeltme: Deniz Vural


Bir Yorum Yazın