NEDEN OKUNMALI? Pandeminin ikinci dalgası seyahat etmeyi yeniden zorlaştırdı. Pek çok ülke karantina kuralları uyguluyor ve PCR testlerini zorunlu hale getiriyor. Üstüne üstlük, Türkiye’de geçen hafta Sağlık Bakanı Koca’nın vaka sayılarındaki farklı hesaplamalar yapıldığı itirafıyla, İngiltere de Türkiye’ye seyahat eden vatandaşlarına dönüşte karantina zorunluluğu getirdi. Avrupa kıtasının dört bir yanından yükselen endişeli sesler, ne kadar çok Avrupalının turizm sektöründeki işlere bağımlı olduğunu ortaya koyuyor.

Okuma süresi: 3 dakika


Pandeminin ikinci dalgası seyahat etmeyi yeniden zorlaştırdı. Pek çok ülke karantina kuralları uyguluyor ve PCR testlerini zorunlu hale getiriyor. Üstüne üstlük, Türkiye’de geçen hafta Sağlık Bakanı Koca’nın vaka sayılarındaki farklı hesaplamalar yapıldığı itirafıyla, İngiltere de Türkiye’ye seyahat eden vatandaşlarına dönüşte karantina zorunluluğu getirdi.

Avrupa kıtasının dört bir yanından yükselen endişeli sesler, ne kadar çok Avrupalının turizm sektöründeki işlere bağımlı olduğunu ortaya koyuyor.

Hükümet ekonomiyi batırıyor

Fransız köşe yazarı Edouard Tetreau Le Figaro’daki yazısında, Marsilya ve Aix-en-Provence’daki bütün barların ve restoranların kapatılmasının da öngörüldüğü yeni kuralları aşırı bulduğunu söylüyor:

“Hükümet geçmişte yaptığı hataları itiraf edip stratejisini değiştireceğine ne yapıyor? Frene basmaksızın, yeni bir sokağa çıkma yasağına doğru yol alıyor. İlkbahardaki sokağa çıkma yasaklarının ardından enkaza dönen ekonominin ve toplumun bu yeni önlemler paketinden sonra hızla toparlanacağına kim inanır ki? (…) Ödenemeyen kiralar, kişisel iflaslar ve yoksullaşan ailelerden oluşan bu yük kovid-19’dan daha çok insan hayatına kastedecektir. Daha pragmatik ve daha az katı devrimci olduğunu düşündüğüm Castex hükümeti, korku yayan bu anlamsız ve aptalca önlemlerle Fransa ekonomisini batırıyor.”

Noel Baba’ya yolculuk zor

Finlandiya, ülkeye girişten önce ve girdikten sonra olmak üzere çifte test yapılmasını öngören yeni seyahat kuralları getirmeyi planlıyor. Helsingin Sanomat’a göre, Laponya bölgesi turizmi için ağır sonuçları olacak bir uygulama:

“Laponya’da yaklaşık 10 bin kişinin istihdam edildiği turizm sektörünün yıllık getirisi bir milyar avronun üzerinde. (…) Turistlerin iki test yaptırması ve varış yerinde üç gün karantinada kalmaları kararı, Laponya’da hayal kırıklığı yarattı. Büyük Britanya gibi riskli ülkelerden tatilcilerin Noel Baba seyahatleri bu yıl çok zor olacak. (…) Laponya’daki iki bin turistik tesisisin çoğunluğu küçük tesisler. Küçük şirketlerin krizlere finansal olarak dayanma kapasiteleri genel olarak düşük. Laponya turizminde başarı hikayesi yazan ve on yıllardır süregelen sebatkâr çalışmalar, şimdi bir iflas dalgası tehdidiyle karşı karşıya.”

Bizi kurtaranı biz de kurtarmalıyız

Portekiz’de turizmden elde edilen gelir GSYİH’nın %16,5’ini oluşturuyor. AB parlamenteri Cláudia Monteiro de Aguiar, Público’daki yazısında, aslında krizlere dayanıklı olan bu sektörün mutlaka ayakta tutulması gerektiğini söylüyor:

“Turizm dirençli, yaratıcı ve yüksek kaliteye sahip bir sektör. Bu yüzden ‘en iyi’ olduğumuz bu sektöre oynamaya devam etmeliyiz. Turizm yıllar içinde bunu kanıtladı. Kriz döneminde Portekiz ekonomisini canlandıran bir sektör olarak alkışlanan turizmden, şimdi başka çıkarlar adına vazgeçmek olmaz. (…) Turizm, Portekiz için o kadar çok şey yaptı, ülkeye o kadar çok şey verdi ki; bugünkü hükümetten özel bir ilgiyi fazlasıyla hak ediyor.”

Tek çare, cesur müşteriler

Avusturya’dan Kurier gazetesine göre otelcilerin tek umudu, uyarılara rağmen seyahate çıkacak birkaç tatilci:

“Avrupa seyahat uyarılarından geçilmiyor, daha doğrusu gelişigüzel kararnamelerden oluşuyor. Buysa otelcileri çıldırtıyor. Kış sezonu birçoğu için kelimenin tam anlamıyla korkunç bir sınav olacak. Kayak sezonu için yapılan rezervasyonlar az, son olarak normal seviyenin üçte biri oranındaydı. (…) Turizm uzmanlarının tahminleri, Avusturya’da üç otelden birinin sallantıda olduğu yönünde. Bu durumda %10’u kapılarını açmayacak. Dile kolay, bir otelci kapısına kilit vurup gidemez ki. (…) Müşteri gelmediği, kasaya para girmediği sürece, kredi ertelemelerinin de pek faydası olmaz. Siyaset de kurtarıcı değil. Tek çare, her şeye rağmen tatile çıkacak müşteriler.”

Gastronomi sektörünün varlığı tehlikede

Slovenya hükümeti, birçok başka uygulamanın yanı sıra, restoranların saat 22.30’dan itibaren kapanması gerektiğine karar verdi. Dnevnik‘e göre anlaşılmaz bir karar:

“Ülkemizin daha ilk korona dalgası sırasında tümüyle göz ardı ettiği gastronomi işletmecilerine doğrudan zarar verecek bir başka önlem daha. (…) Restoranlar, kapılarını kapatıp faaliyetlerini tamamen durdurmak zorunda kalan ilk yerler oldu. Nihayet barlar yavaş yavaş kapılarını açtığında, zaten yaz gelmiş ve karantinadan bıkmış potansiyel bar müşterileri çoktan tatile kaçmıştı. Ekonomi bakanı Zdravko Počivalšek’in neden restoranlar için de cömert devlet yardımı öngörmediği sorusuna cevap vermek zor. Ancak kesin olan şu ki yeme içme sektöründeki birçok mekân yeni bir şoku atlatamayacak.”


Derleme: Tanju Aşanel Düzeltme: Deniz Vural


Bir Yorum Yazın