NEDEN OKUNMALI? Uluslararasılaşmış ekonomideki kısmi kırılış yeni değil. Savaş sonrası Bretton Woods parasal sisteminin Amerikalı ve Britanyalı mimarları, ticaretle sermaye akışları arasında bir ayrımın (yani, daha serbest ticaret illaki sermayenin ulusal sınırlardan serbest akışı anlamına gelmez) demokratik ulus devletleri istikrara ulaştıracağını varsaydılar. Bu ayrımı yeniden canlandıran bir dünyaya doğru gidiyor gibiyiz ama bu kez ilişki tersine dönmüş durumda.

Okuma süresi: 4 dakika

Kovid-19 krizi, ekonomik kozmopolitanlığı ulus devletin üstüne geçirmek isteyen güçlere kesin bir darbe indirdi.

Yeni politikada (dünyadaki mevcut ekonomik durgunluğun sebebi, hükümetlerin koyduğu sosyal mesafe tedbirleriyle, tüketici talebinin ortadan kaldırılması olsa bile) tüketim üretime bağlı ve ekonominin düzelmesi tüketimin yeniden canlanmasına tabi olacak. Düşük fiyatlara ayrıcalık tanıyan tüketim merkezli bir siyaset, yalnızca şu anın önemli olduğunu varsayar. Ama artık sosyal mesafe tedbirlerinin sürekli tekrarlanması riskini önceden hesaba katmamız gereken bir dünyada yaşıyoruz. Çin’in ucuz emeği, yirmi yıla yakın bir süredir fiyatları düşük tuttu. Ama mallar, bir korku ve jeopolitik rekabet dünyasında üretilirken, gerçekten önemli olan şey, sadece maliyet değil üretimin menşei de olacak.

Pandemi, jeopolitiğin esas belirleyici durumuna gelmesi sürecini hızlandırdı. Donald Trump’ın 2016’da başkan seçilmesi, uluslararası ekonomik liberalizmden net bir kopuşu temsil ediyordu. Bu seçim Amerikan siyasetinde, Obama’nın başkanlığının sonunda kendini göstermeye başlayan güçlü korumacı baskıları yaratmadı. Ama Trump, Çin’e karşı küresel ticaret konusundaki memnuniyetsizliği kullandı ve yönlendirmede bulundu. ABD’yi Pekin’le açık teknolojik rekabete yöneltti ve AB’ye ve Britanya’ya, bu stratejik rekabete ayak uydurmaları gerektiğini, aksi halde bunun NATO açısından kötü sonuçları olacağını söyledi. Pandemiden sonra herhangi bir Avrupa ülkesinin veya bir bütün olarak AB’nin, (bunu ne kadar arzu ederlerse etsinler) Pekin’le ekonomik ilişkileri el üstünde tutan bağımsız bir yol çizebilmesi artık daha düşük bir olasılık.

AB içinde, ekonomik sınırlar ve iç jeopolitik yeniden belirecek. Schengen alanında sınırları tamamen açık tutmanın zorlukları, 2015 göçmen ve mülteci krizlerinden bu yana zaten belirgindi. Tek pazarın çok daha sağlam olduğu ortaya çıktı ama o da siyasi çekişme alanı haline gelecek. Devlet yardımı konusundaki kuralların kısmen askıya alınmış olduğu mevcut durumda şirket ve banka kurtarma paketlerini finanse edebilen ülkeler bunu yapacak. Gerçekten, Avrupa Komisyonunun onayladığı acil durum devlet yardımının yarıdan fazlasını Alman hükümeti, Alman firmalarına sağladı. Şimdi Avro bölgesi krizi de geri dönmüş durumda. Ulusal ticaret fazlaları ve açıkları, üye devletler arasında daha simetrik bir yük paylaşımına yönelik talepler ortaya çıkarmaya devam edecek.

Ulus devletin üstünlüğü kendisini yeniden kanıtlarken, ulus devletler (özellikle Birleşik Krallık gibi çokuluslu devletler ve ABD gibi federal devletler) içinde siyaset, muhtemelen siyasal otorite konusunda ateşli çekişmelere sahne olacak. Bunu, İngiltere’de ve İspanya’da sosyal mesafe tedbirlerinin ne zaman ve nasıl sona ereceğine kimin karar vereceği konusundaki öfkeli tartışmalarda halihazırda görüyoruz. Bu ülkelerden biri İskoçya’dan, diğeri Katalunya’dan gelen, uzun vadede ciddi ayrılıkçı meydan okumalarla karşı karşıya. ABD’de Kovid-19’la mücadele, büyük oranda tek tek eyaletlerin takdirine bırakıldı. Ancak yine de hepsi, federal hükümete ekonomik olarak bağımlı durumda. Kriz yüzünden borçlanmada yaşanan devasa artışın, egemenlik ve kimin vergileriyle neyin ödeneceği konusunda kaynayan gerilimleri şiddetlendirmesi olası.

Ulus devletler, sosyal mesafe tedbirlerini uygulamak için gereken siyasal sadakate ve zor gücüne sahip tek siyasi yetki alanı olarak yeniden dirilebilirler.

Bununla birlikte Kovid-19 öncesi siyasi manzaranın belirli özellikleri aynı kalacak. Ulus devletler, sosyal mesafe tedbirlerini uygulamak için gereken siyasal sadakate ve zor gücüne sahip tek siyasi yetki alanı olarak yeniden dirilebilirler. Ancak vatandaşlarının ödediği vergilerle kendilerini finanse edemezler. Dünya çapında birçok banka ve şirketin faaliyet yürütmek için dolarla borçlanmasını destekleyen son kredi mercii olarak işlev gören bir merkez bankasına sahip tek ülke ABD.

Tüm demokratik uluslar, uluslararası sermaye piyasalarından borç almak zorunda ve Avrupa’nın en müreffeh ülkeleri (özellikle Almanya) ABD Merkez Bankasıyla kredi limitini korumak zorunda. Şu an için bu bağımlılık siyasi bir sorun teşkil etmiyor. Ama merkez bankalarının daha fazla borç yükü altına girmesine izin vermek gerekliyken, bunun kaçınılmaz sonuçlarından biri olarak parasal karar alma mekanizmaları üzerinde daha fazla demokratik kontrol talebini yükseltecek olması, borç etrafındaki uluslararası şartlar değiştirilmeksizin, siyasi bir sorun demektir.

Uluslararasılaşmış ekonomideki bu kısmi kırılış yeni değil. Savaş sonrası Bretton Woods parasal sisteminin Amerikalı ve Britanyalı mimarları, ticaretle sermaye akışları arasında bir ayrımın (yani, daha serbest ticaret illaki sermayenin ulusal sınırlardan serbest akışı anlamına gelmez) demokratik ulus devletleri istikrara ulaştıracağını varsaydılar. Bu ayrımı yeniden canlandıran bir dünyaya doğru gidiyor gibiyiz ama bu kez ilişki tersine dönmüş durumda.

Ticaretin kısıtlandığı ancak paranın sınırlar arasında serbestçe hareket ettiği bu politikanın bir versiyonu 1920’lerde yaşandı. Tehlikeleri anlatmakla bitmez. Ama merkez bankalarının uluslararası finans piyasalarını önemsiz kıldığına dair herhangi bir fikir için de aynı tehlikeler geçerli. Birçok bakımdan demokratik ulus devlet asla ortadan kalkmamıştı. Ama borcun belirlediği bir siyasetin tehlikelerini bastırmak için gelir ve refahı ciddi şekilde yeniden dağıtabilen bir vergi devleti olarak ortadan kalktı. Uluslararasılaşmış borç siyasetiyse, halen burada ve kalıcı.


Helen Thompson / Forbes, The Guardian, Financial Times ve New Statesman yazarı


New Statesman’dan çeviren: Tanju Aşanel Düzeltme: Deniz Vural


Bir Yorum Yazın