NEDEN OKUNMALI? Kovid-19’un dünya çapında aralıksız yayılmaya başlamasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra, pandeminin yeniden şekillendirdiği küresel bir düzenin hatları ortaya çıkmaya başlıyor. Foreign Policy dergisi, kriz 2021’de yeni bir aşamaya girerken, söz konusu dönüşümleri anlamamıza yardımcı olması için, dünyanın dört bir yanından önde gelen on iki düşünürden, pandemi sonrası küresel düzene ilişkin öngörülerini paylaşmasını istedi.

Okuma süresi: 3 dakika

Kovid-19’un dünya çapında aralıksız yayılmaya başlamasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra, pandeminin yeniden şekillendirdiği küresel bir düzenin hatları ortaya çıkmaya başlıyor. Tıpkı virüs hayatları paramparça ettiği, ekonomileri bozduğu ve seçim sonuçlarını değiştirdiği gibi, hem ülkelerin kendi içlerinde hem de ülkeler arasında da kalıcı siyasi ve ekonomik güç dengelerinin değişimlerine yol açacak. Foreign Policy dergisi, kriz 2021’de yeni bir aşamaya girerken, söz konusu dönüşümleri anlamamıza yardımcı olması için, dünyanın dört bir yanından önde gelen on iki düşünürden, pandemi sonrası küresel düzene ilişkin öngörülerini paylaşmasını istedi.

Yazıların ilk bölümünü okumak için tıklayın

KISHORE MAHBUBANI / Muktedir Asya’nın Yüzyılı

Sayılar yalan söylemez. Kovid-19’la bağlantılı vefat oranı, Doğu ve Güneydoğu Asya’da daha düşük. Milyon kişi başına vefat sayısı açısından; Vietnam (0,4), Çin (3), Singapur (5), Güney Kore (10) ve Japonya’yı (17); Belçika (1.446), İspanya (979), İngiltere (877), ABD (840) ve İtalya’yla (944) karşılaştırın. Sayılar sadece buzdağının görünen yüzü. Bu istatistiğin ardında, yetkinliğin Batı’dan Doğu’ya kaymasına dair çok daha büyük bir hikâye yatıyor. Batılı toplumlar bir zamanlar, bilime ve rasyonaliteye saygılarıyla tanınırlardı. Donald Trump bu yanılsamanın maskesini indirdi.

Geleceğin tarihçileri Asya Yüzyılı’nın başlangıcını aradıklarında kovid-19’u, Asya’nın yetkinliğinin yeniden güçlü biçimde ortaya çıktığı dönem olarak gösterebilir.

Batı, özellikle Avrupa Birliği, iyi yönetimleriyle tanınırdı. Pandeminin güçlü ikinci dalgası, bir şeylerin ters gittiğini doğruluyor. Peki, ne ters gitti? Basit yanıtlardan biri, rehavet. Batı bu mücadelede kolayca başarılı olacağını varsaydı. Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleri SARS gibi önceki salgın deneyimlerinden, sert, tetikte ve disiplinli olmaları gerektiğini biliyorlardı. Kritik bir değişkense, hükümete duyulan saygı.

Neyse ki Asyalı toplumlar, Reaganvari “tek sorun devlettir” tarzı bir yanılgıya asla düşmedi. Aksine devleti bir çözüm odağı olarak gördüler. Dolayısıyla, sıkı disiplinli Vietnam toplumu da siyasi açıdan sorunlu Tayland toplumu da kovid-19’u kontrol altına almayı başardı. Özellikle sağlık ve tıp alanındaki güçlü devlet kurumları, salgınla yetkin biçimde mücadele etti. Ayrıca Doğu Asya ekonomileri, ekonomi yönetimindeki ustalıklarının bir yansıması olarak, muhtemelen daha hızlı toparlanacak.

Geleceğin tarihçileri Asya Yüzyılı’nın başlangıcını aradıklarında kovid-19’u, Asya’nın yetkinliğinin yeniden güçlü biçimde ortaya çıktığı dönem olarak gösterebilir.”


Kishore Mahbubani

Singapur Ulusal Üniversitesi Asya Araştırmaları Enstitüsü öğretim görevlisi


SHANNON K. O’NEIL / Yeni Bir Devlet Aktivizmi Dönemi

“Küreselleşmenin bir sonraki aşaması ticaret, yatırım veya virüslerin yayılmasıyla değil, jeopolitika ve devlet aktivizmiyle şekillenecek. Küresel tedarik zincirleri, geçen ilkbaharda korona virüs pandemisine karşı karantina tedbirlerinin sonucu ortaya çıkan, hem arzı hem de talebi daraltan sert ekonomik şoklardan büyük ölçüde kurtuldu. Ancak bu küresel tedarik zincirleri, şimdi devletin eylemlerinden kaynaklanan daha kalıcı bir tehditle karşı karşıyalar.

ABD ve Çin arasındaki siyasi geriliminin sertleşmesi ve bu iki ülkenin endüstriyel sektörlerinin ayrışması devam edecek. Boykotlar, yaptırımlar ve diğer kısıtlamalar yoluyla ekonomik ve mali gücün jeopolitik güç elde etmek için silah olarak kullanılması, günden güne artıyor.

Piyasaların kendi başlarına çözemeyeceği iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek, daha kapsamlı ticareti artırmak ve kısıtlayıcı engelleri yıkarak, ülkeler arasındaki oyun alanını temizlemek için, akıllı sanayi politikalarına ihtiyaç var.

Küresel ekonomi pandemiden kurtulmaya çalışırken, dünyanın dört bir yanında devletler, yatırımları etkileme ve yönlendirme, endüstriyel yenilikleri teşvik etme, dijital bir dünyada ulusal güvenliği yönetme ve savunma gibi her türlü politika aracını kullanarak, ulusal ekonomilere şekil vermek için mücadeleye atılıyorlar.

Piyasaların kendi başlarına çözemeyeceği iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek, daha kapsamlı ticareti artırmak ve kısıtlayıcı engelleri yıkarak, ülkeler arasındaki oyun alanını temizlemek için, akıllı sanayi politikalarına ihtiyaç var.

Ancak tüm bu devlet aktivizmi, ülkeler arasındaki bölünmeleri derinleştiren, tedarik zincirlerini parçalayan ve küresel yenilikçilik ve büyümeyi baskı altına alan sert korumacılığı artırma tehdidinde bulunuyor.

Dünya liderlerinin bugün karşı karşıya olduğu zorluk, rekabet ve açıklığı sürdürüp özendirmek için akıllı yollarla müdahale etmektir.”


Shannon K. O’neil

Dış İlişkiler Konseyinin Çalışmalardan Sorumlu Başkan Yardımcısı


STEPHEN M. WALT / Otoriter Rejimler Şimdi Daha Kötü Görünüyorlar

“Kovid-19 beklendiği gibi Batı’dan Doğu’ya güç değişimini hızlandırdı ve küreselleşmeye daha fazla sınır koyarak daha az açık ve daha az müreffeh bir dünyaya yol açtı. Ancak pandemi, geleneksel jeopolitikaya veya uluslararası rekabete son vermediği gibi, yeni bir küresel iş birliği devrini de başlatmadı. Çin toparlanırken, ABD ve Avrupa’nın büyük bölümü, liderleri çabuk ve etkili biçimde tepki vermediği için, büyük ölçüde bulaşma dalgalarıyla karşı karşıya kaldı. Fakat ortaya çıkan görüntü, Pekin ve hayranlarının, bizlerin inanmasını istediği gibi otoriter rejimleri haklı çıkarmıyor.

Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Tayvan gibi demokratik ülkeler iyi performans gösterirken, Rusya, İran ve diğer çok sayıda baskıcı rejim bocaladı. Küreselleşme geriledi ve pandemiyi yenmek için gerekli uluslararası iş birliği gönülsüzce yapılıyor.

Pandemi, Hindistan’la Çin arasında yeni çatışmaları engellemedi, Suriye veya Yemen’deki kan dökülmesini de sona erdirmedi. Amerika Birleşik Devletleri’yle Çin arasındaki rekabetse artmaya devam ediyor.

Peki hiç güzel haber yok mu?

Otoriter, popülist ve müstakbel otokrat liderlerin istisnai acil durumu, iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanacağı yönündeki, benimki dahil yaygın endişeler haklı çıkmadı.

Otoriter, popülist ve müstakbel otokrat liderlerin istisnai acil durumu, iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanacağı yönündeki, benimki dahil yaygın endişeler haklı çıkmadı. Avusturya, İngiltere ve Almanya’daki popülistler desteklerini yitirirken, Polonya’nın Hukuk ve Adalet Partisi yeni muhalefetle karşı karşıya kaldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban pandemiyi kötü idare ettikleri için büyük baskı altındalar.

Hepsinden önemlisi: Über-popülist Donald Trump, artık sadece tek dönemlik bir başkan. Tek başına bu bile, umutlanmak için bir neden. Kararlılık, maskeler ve aşıların piyasaya sunulmasıyla bunu da atlatacağız.”


Stephen M.Walt

Harvard Kennedy School’da uluslararası ilişkiler profesörü



Devam Edecek


Foreign Policy’den çeviren: Tanju Aşanel Düzeltme: Deniz Vural


Bir Yorum Yazın